GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ MİLLİ PARKINI TANIYALIM
Merhaba Arkadaşlar Bu ay sizin için Faydalı olabileceğini düşündüğüm Milli parklar konusunu farklı bir açıdan seçerek sizlerle paylaşmayı uygun gördüm.
Çanakkale Boğazı'nın Avrupa yakası boyunca uzanan 85 km. uzunluğunda, ince bir kara parçası olan Gelibolu Yarımadası'nın güney ucunda, yaklaşık 33.000 hektarlık bir alan, sahip olduğu tarihi ve doğal kaynak değerleri nedeniyle, önce 26.05.1973 tarihli ve 7/6477 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile orman rejimine alınmış, daha sonra 02.11.1973 tarihli Orman Bakanlığı onayı ile Tarihi Milli Park (TMP) ilan edilmiştir. Eceabat İlçesi ve bu ilçeye bağlı sekiz köy Gelibolu Yarımadası TMP sınırları içinde kalmakta olup, alanda yaşayan nüfus yaklaşık 10.000’dir.
Gelibolu Yarımadası TMP, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne doğrudan bağlı özerk müdürlük eliyle yönetilmektedir. Ülkemizdeki 35 milli park arasında bu şekilde yönetilen tek milli parktır.
Kaynak Değerleri
Gelibolu Yarımadası TMP, ulusumuz açısından büyük önem taşıyan 1915 Çanakkale Deniz ve Kara Muharebeleri’nin cereyan ettiği alanları kapsamaktadır. Bu muharebeler bizim için bir destan, muharebelerin geçtiği topraklar ise kutsaldır. Bu bağlamda, Gelibolu Yarımadası TMP,
Çanakkale Muharebeleri’nin Birinci Dünya Savaşı ve dolayısıyla dünya savaş tarihindeki özgün yeri;
Görece dar bir alanda yüz binin üzerinde askerin hayatını yitirdiği ve dört yüz bin dolaylarında askerin ise yaralanarak, hastalanarak ya da başka nedenlerle savaş dışı kaldığı muharebe alanlarını içermesi;
Bu alanların her şeye rağmen dünyanın en etkileyici ve en iyi korunmuş muharebe alanlarından olması;
Balkan bozgunundan sonra, şan şeref ve kahramanlıklarla dolu Türk Milletinin tarihine, destanlarla dolu yeni bir onur belgesi eklenmesi;
Kurtuluş Savaşımızın liderliğini yapan büyük Atatürk’ün kazandığı kesin zaferle tarih sahnesine burada çıkması; ama en önemlisi,
Atatürk’ün sözü ile ‘bütünüyle bir Türk Abidesi’ niteliğinde olan Yarımada’nın, günümüzün genç ve gelecek kuşaklarına barışın değerini anlatan, savaşın vahşetini gösteren önemli bir tarihi mekân olması bakımlarından bizim için büyük manevi değer taşır.
Çanakkale Deniz ve Kara Muharebelerinin anlamları da benzersizdir. Bu Muharebeler, Türkler için tarihte önemli bir dönüm noktası oluşturur. Şüphesiz, tarihimizde Doğu Anadolu'da Türkler ve Bizanslılar arasındaki Malazgirt Muharebesi (1071), Türklerin Avrupa'ya yayılmalarını sağlayan Macaristan'daki Mohaç Muharebesi (1526) ve Türk Kurtuluş Savaşı'ndaki (1919–1923) Sakarya, Dumlupınar, Afyon-Kocatepe Muharebeleri gibi önemli muharebeler de kayıtlara geçmiştir. Ancak, birer dönüm noktası olan bu muharebelerin hiçbiri, milli bilinç ve gururu pekiştiren, ilk gerçek Türk milli ve toplu savaşı olan Çanakkale Deniz ve Kara Muharebelerinin önem ve anlamıyla eşdeğer değildir.
Çanakkale ve Gelibolu Yarımadası kumandan, devlet adamı, sanatçı ve bilim adamı olarak tanımlanan Türk büyüklerinin ve de sıradan Türk insanının sadakatinin, cesaretinin, fedakârlığının ve insan merhametinin ortaya çıktığı sahnelerdir. Mustafa Kemal Atatürk burada, ileri görüşlülüğünü, olayların kaderini değiştirme gücünü göstermiştir. Bu muharebeler milli birliktelik ruhunu canlandıracak şekilde Türklerin moralini ve kendine olan saygısını arttırmış ve Türk milli belleğine, kültürüne ve folkloruna kazınmıştır.
Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale şiiri; daha sonradan pulların, paraların, amblemlerin ve hatıra kayıtlarının üzerinde ulusal bir simge olarak görünen Çanakkale Şehitleri Anıtı (Abide); bir çeşit kalıp tören haline gelmek üzere olan 18 Mart ve 10 Ağustos (ve son zamanlarda da 25 Nisan) anma törenleri; Mustafa Kemal Atatürk'ün özellikle Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar Muharebelerindeki askeri başarılarının daha sonraki Kurtuluş Savaşı'yla ve onu izleyen toplumsal reformlarla resmi olarak birleştirilmesi; Seddülbahir'e yapılan ilk İngiliz çıkarmasını durduran Yahya Çavuş ve adamları, Arıburnu-Kabatepe-Conkbayırı (Anzak) Cephesi'nde 57. Alay'ın tamamıyla yok olması, Onbaşı Seyit'in tek başına doldurduğu top mermisi ile Mecidiye Tabyası'ndan ateş ederek Ocean savaş gemisini vurması; bir Türk askerinin yaralı bir düşman askerini hastaneye taşıması gibi Türk sadakatinin, cesaretinin ve adaletinin sayısız hikâyesi ve anısı zamanla bir destana dönüşerek, önemli bir yazın (yerli ve yabancı) oluşturmuştur. Dualara, şarkılara ve resimlere yansıyan halk törenleri ve ağıtlar hepsi bu gözleme tanıklık yapmaktadır. 1915 yılına ait bu yerler ve olaylar, bu şekilde Türk bilincine birçok yönden damgasını vurmuştur.
Çanakkale Muharebeleri diğer uluslar için de önemlidir ve anlamlıdır. Ülkelerinden Mısır ve Limnos üzerinden Gelibolu Yarımadası'na ve Troia'ya yaptıkları uzun yolculuk, Anzak kuvvetlerinin 25 Nisan çıkarması, Sfenks, Cesaret Tepe, siperler ve Arıburnu yamaçlarına kazılmış olan çukurlarda Türk ateşi altındaki günlük hayat, aralıklarla yapılan taarruzlar, ateşkesler ve definler, Suvla Körfezi hücumu, son olarak da tahliye ve ülkelerine geri dönüşleri Avustralyalılar ve Yeni Zelandalıların ulusal belleklerinin, kültürlerinin ve halk söylencelerinin birer parçası haline gelmiştir. Hem ülkelerinde hem de Gelibolu Yarımadası’nda yapılan müze ve anıtlar, Avustralya ve Yeni Zelanda'daki 25 Nisan anma törenleri, yazılan çok sayıdaki kitap, hatıra, şarkı, oyun, film, güçlü bir Gelibolu (Gallipoli) lobisini destekleyen çeşitli örgütler ve (bir tür ulusal hac seferine benzeyen) Türkiye'yi ziyaret etmek için giderek artan talep bu görüşü desteklemektedir.
Şehitlikler ve anıtlar, gerek Türk ulusu gerekse diğer uluslarca önemsenmektedir. 1918 Mondros Mütarekesi sonrasında, Britanya Savaş Mezarları Komisyonu (CWGC) Müttefik savaş mezarları üzerinde çalışmaya başlamıştır. 129.ncu Maddesi savaş mezarları ve bunların Arıburnu civarında yoğunlaşması konusunda belirli haklar tanıyan 1924 Lozan Anlaşması imzalandığında, CWGC mezarlık ve anıtları tamamlamıştı. Fransızlar ise, Fransız Mezarlığı’nı iki yıl sonra, 1926'da tamamlamıştır.
Buna karşılık Türk tarafı, 1916 Şevki Paşa haritası yapımı dışında uzun süre Çanakkale muharebe alanları, şehitlerimiz ve anıtlarla ilgilenememiştir. Muharebeler sırasında ve hemen sonrasında yapılmış bir kaç mütevazı anıt ve tekil şehitlikler dışında, 1940’lara varıncaya kadar pek faaliyet olmamıştır. 1940’larda Nuri Yamut Anıtı (1943), Çanakkale Abidesi proje yarışması (1944) vb girişimlerle başlayan ilgi 1970’lere kadar ağır aksak bir tempoyla sürmüştür. 1973 yılında Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park ilanı anıtlara olan ilgiyi arttırmış, 1980’lere gelene kadar TMP yönetimi birkaç anıt yarışması düzenlemiş, önemli miktarda anıtı da hayata geçirmişti. Ancak, 1980’lerde Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü devreye girmiş ve bir “sembolik şehitlikler, kahramanlık anıtları“ akımı başlatarak, TMP içinde yirminin üzerinde eser ortaya çıkarmıştır. Kuşkusuz, bu arada değişik kişi, kurum ve kuruluşların TMP sınırları içinde “anıt” önerme, yapma, yaptırma eğilimi de sürüp gitmiştir.
Harp tarihi ve kültür değerleri yanı sıra, TMP’ın konumu da eşsizdir. Avrupa ve Asya kıtalarını hem ayıran hem de birleştiren, Dünyaca ünlü iki boğazdan birisi olan Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakasında ince uzun bir yarımadanın ucunda yer alan TMP, aynı zamanda Çanakkale ve Gelibolu yerleşmeleri; Troia, Assos vb ören yerleri; Kaz Dağları Milli Parkı gibi tanınmış doğal, kültürel, tarihi ve arkeolojik zenginliklerle çevrelenmiş bulunmaktadır. Ayrıca, TMP’ın doğal güzelliği ve arkeolojik kaynak değerleri tüm bu zenginliklere bambaşka bir boyut katmaktadır. Tüm bu özellikleriyle Gelibolu Yarımadası TMP, haklı olarak, Dünyada bir eşi olmayan, tüm Dünyanın dikkatini çeken ve uluslararası ilginin giderek arttığı bir yer olarak diğer milli parklarımızdan ayrılmaktadır.
UDGP Planlama Süreci
TMP için 1970’lerde hazırlanan plan çalışması, daha sonra genişletilip revize edilmiş ve 1980 yılında TMP’ın ilk Uzun Devreli Gelişme Planı (UDGP) olarak yürürlüğe girmiştir. Ancak, Gelibolu Yarımadası TMP'nın tüm değerleri ve giderek artan uluslararası önemine karşın, mevcut planların uygulanamaması, kaçak yapılaşmaların artması, TMP'ta uygulanan projelerin iyi koordine edilememesi, ağaçlandırılmış alanların yanması, Çanakkale Boğazı köprü ve bağlantı yollarının TMP değerlerini olumsuz etkileyecek biçimde projelendirilmesi, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca TMP'ın çok yönlü sit alanı olarak ilan edilmesi, yetki kargaşası vb hususlar TMP'a yaklaşımda köklü değişiklikleri gerekli kılmıştır.
Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı, herkesi üzen 25.07.1994’de çıkan ve 4049 hektarlık alanı tahrip eden orman yangını ertesinde; TMP için ayrı bir yasa çıkartılması, TMP'ın "Barış"a adanmak üzere UDGP'nin yenilenmesi, bu planı yönlendirecek planlama anlayışı ile ana tasarım yaklaşım ve felsefesini belirlemek için bir uluslararası fikir ve tasarım yarışması açılması fikirlerini öne sürmüştür.
Milli Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanlık önerilerinin hayata geçirilmesi doğrultusunda bir tavsiye kararı almış; hükümet bu karar üzerine bir Bakanlıklararası Yönlendirme Kurulu oluşturmuş ve bu kurul da, iki yıl süren çalışmaları sonrasında Ortadoğu Teknik Üniversitesini (ODTÜ), Mesleki Teknik Danışman olarak belirlemiştir. (Mülga) Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü ve Mesleki Teknik Danışman, uluslararası fikir ve tasarım yarışmasının çalışmalarını 1996 yılı ortasında başlatmış ve Mayıs 1998’de yarışmayı sonuçlandırmıştır.
Gelibolu Yarımadası TMP Uluslararası Fikir ve Tasarım Yarışması, Türkiye'de Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) kuralları doğrultusunda düzenlenen ilk planlama yarışmasıdır. Söz konusu yarışma aynı zamanda Dünyada bir milli park için düzenlenen ilk “fikir ve tasarım” yarışmasıdır. Uluslararası Jüri, Norveçli ekip tarafından hazırlanan projeyi; yarışma alanına, olduğu biçimiyle saygı duyan, bireysel deneyim özgürlüğü sağlayan, düşünceye dalmayı özendiren, doğayı zenginleştiren ve en alt düzeyde tutulmuş müdahaleler içeren bir proje” olarak değerlendirmiş ve birinci seçmiştir.
Yarışmanın sonuçlanmasından sonra, Bakanlıklararası Yönlendirme Kurulu, TMP için yarışmada belirlenen ana fikir ve uluslararası jürinin hazırladığı raporlar doğrultusunda “yeni bir UDGP” hazırlanması işinin de Mesleki Teknik Danışman tarafından üstlenilmesini tavsiye etmiştir. Bunun üzerine, ODTÜ bünyesinde ve Prof. Dr. Raci BADEMLİ’nin sorumluluğunda bir Planlama ve Danışma Bürosu oluşturulmuş ve çalışmalar 1999 sonunda başlatılmıştır.
Özel Kanun
Gelibolu Yarımadası TMP, 1958 yılından günümüze kadar ilan edilmiş toplam 35 adet milli park arasında, “özel kanun”a sahip tek milli park olarak da ayrı bir öneme ve konuma sahiptir.
TBMM’de 17.02.2000 tarihinde 4533 sayı ile kabul edilen ve 20.02.2000 tarih ve 23970 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu”nun amacı; “1915 Çanakkale deniz ve kara muharebelerinin cereyan ettiği Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkının tarihi, kültürel değerleri ile orman ve bitki örtüsünün korunması, geliştirilmesi ve yönetimine ilişkin esas ve usullerin düzenlenmesi ile Türk vatan savunmasının ve doğanın güzel bir örneği olarak uluslararası barışa hizmet etmesi için dünya uluslarına tanıtılmasıdır.”
Uzun Devreli Gelişme Planı
1999 sonunda başlatılan UDGP çalışmalarının 2001 yılında bitirilmesi hedeflenmiş ancak, çeşitli nedenlerle oluşan gecikmeler nedeniyle hedeflenen tarihte bitirilememiştir. Çalışmaları yürüten Prof. Dr. Raci BADEMLİ’nin 1 Eylül 2003 tarihinde vefat etmesinden sonra çalışmalar ODTÜ Planlama Bürosu tarafından tamamlanmış ve UDGP, 2873 sayılı Milli Parklar Kanununun 4’üncü Maddesi uyarınca ilgili bakanlıkların olumlu görüşleri alınarak 23 Aralık 2003 tarihinde Bakanlığımızca onaylanıp yürürlüğe konmuştur.
Gelibolu Yarımadası TMP UDGP’nın amacı, “1915 Çanakkale Deniz ve Kara Muharebelerini ve bu muharebelerin ulusumuz ile diğer uluslar açısından önemini ziyaretçilere en etkili biçimlerde sergilemek ve anlatmak; sürdürülebilir bir koruma ve kalkınma dengesi oluşturarak TMP içinde yaşayan nüfusun üretim ve hizmet faaliyetlerini, arazi kullanımlarını, yerleşme ve yapılaşma taleplerini, TMP’ın (tarih, arkeoloji, kültür ve doğal) kaynak değerlerinin korunmasına destek olacak şekilde yönlendirip, biçimlendirmek ve TMP’ın her parçasında “barış üst kimliği”ni ortaya koyabilmektir.” Dolayısıyla, “barışa adanmak ve ulusumuz adına tüm insanlığa armağan edilmek” durumunda olan Gelibolu Yarımadası TMP’nda temel vurgu “tarih kaynak değerleri”dir.
Benzer şekilde, TMP içinde yaşayan nüfusun refah düzeyinin yükseltilmesi, yani toplumsal kalkınması da vazgeçilemez bir gerekliliktir. Ama bu gereklilik hiç bir şekilde TMP’ın kaynak değerlerinin korunması, anlatılması ve sergilenmesi gerekliliğinden daha önemli ya da öncelikli değildir. Böyle olunca, mevcut durum tespitlerinde izlenecek önem ve öncelik sırası kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu öncelik sırası: 1-İsim, sınır, kimlik, 2-Tarih, kültür 3-Arkeoloji, 4-Doğal çevre, 5-Toplum, 6-Yerleşme, yapılaşma ve alan kullanımı, 7-Ulaşım, dolaşım, 8-Altyapı, 9-Yönetim (alan yönetimi) şeklindedir.
TMP’ta gerçekleştirilecek uygulamalara ilişkin esaslar (siyasalar), toplam elli sekiz (58) sektör/konu/temadan oluşan ve öncelik sırası yukarıda belirtilen dokuz ana başlık altında derlenmiştir. Bu esaslara göre TMP’ta yüzlerce proje geliştirilmesi ve uygulanması mümkündür.
Uygulamalar
UDGP’nin onaylanmasından sonra Gelibolu Yarımadası TMP uygulamalarına 2004 yılı başında hız verilmiş ve 1915 Çanakkale Deniz ve Kara Muharebelerinin 90’ıncı yılı olan 2005’te önemli oranda hayata geçirilmesi hedeflenmiştir.
Öncelikle Kilye Koyunda bir Ana Tanıtım Merkezi inşa edilmiştir. Bahse konu merkez; açık ve kapalı sergi mekânları, kütüphane, sinema ve konferans salonu, toplantı salonları, kafeterya ve diğer kolaylık ünitelerini kapsayan büyük bir tesistir. TMP’ı ziyaret eden yerli ve yabancı ziyaretçilerin, TMP’ın kaynak değerleri, ziyaret amaçlarına uygun tur seçenekleri ve ziyaret güzergâhları, ziyaret biçimi ve kuralları ile ziyaretlerle ilgili altyapı ve destek hizmetleri konularında bilgilendirilmeleri bu merkezde yapılacaktır.
Şehitlerimize saygının bir gereği olarak, şehitliklerin ihyası ve asıl yerlerinde yeniden düzenlenmesine öncelik verilmiş; “Gerçek Şüheda Kabristanları’nın İhyası” ve “Çanakkale Şehitleri Coğrafyası” projeleri, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün öncelikle uygulamaya koyduğu projeler olmuştur.
Ziyaretlerin ve törenlerin sağlıklı ve düzenli yapılabilmesi için, TMP dâhilindeki yolların standartları, UDGP’de belirtilen esaslara uygun olarak yükseltilmiştir. Bu kapsamda mevcut yolların altyapıları tamamlanarak asfaltlanmıştır. Ayrıca, UDGP’de öngörülen yerlerde otoparklar düzenlenmiştir.
Bunların yanı sıra; katı atık ve düzenli çöp depolama merkezi, TMP içindeki köylerin koruma amaçlı imar planları, kalelerin ve tabyaların restorasyonu, Abide rölyeflerinin tamamlanması ve bakımı, köylülerin ürünlerini pazarlayabilecekleri satış stantları, TMP logosu, vb. birçok proje uygulamaya konulmuştur. Öte yandan, UDGP’nin ve İdarenin öncelik verdiği ve özel uzmanlık gerektiren 8 adet ana plan ile 10 adet proje paketinin elde edilerek süratle uygulamaya konulabilmesi amacıyla, danışmanlık hizmet alımı çerçevesinde gerçekleştirilen ihaleyle müşavir firma seçilmiş ve bir yıl süreli sözleşme imzalanmıştır.
İsimlendirme
Savaşın kötü yanlarını vurgulamak ve barışı ön plana çıkarmak için savaşın geçtiği alanları “barışa adayarak” ziyarete açmakla; iradeleri dışında gelişmiş bir savaşa katılan taraflara yapılmış haksızlığı telafi adına savaşın geçtiği yerleri “Barış Parkı” olarak adlandırmak, birbiriyle karıştırılmaması gereken kavramlardır. Türk Ulusu, 1915’te Çanakkale’de, vatan topraklarını işgal etmek isteyen düşmanlara karşı onurlu ve destansı bir mücadele vermiştir. Ulusumuza kendi iradeleriyle saldıranlar, haksızlığa uğrayan değil bizzat haksızlığı yaratanlardır. Dolayısıyla da “Barış Parkı” isimlendirmesini gerektirecek bir olgu bulunmamaktadır.
Gerek yarışma, gerekse planlama sürecinde TMP ile ilgili dokümanlarda, TMP’ın isminin yanı sıra parantez içerisinde “Barış Parkı” ibaresi kullanılmıştır. Başlangıçta pek önemsenmeyen, masum ve romantik bir yaklaşım olarak algılanan bu isimlendirme, giderek diğer ulusların özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda’nın Gelibolu Yarımadası TMP’nı sahiplenme girişimlerine destek veren bir kanıta dönüşmüştür. TMP’ın Bakanlar Kurulunca tescil edilmiş ismi Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkıdır ve bu ismin yanı sıra “Barış Parkı” ibaresinin kullanılması yukarıda açıklananlar kapsamında uygun değildir.
Sonuç
Gelibolu Yarımadası TMP başlangıçta diğer milli parklarla birlikte düşünülmekteyse de, niteliklerinden ötürü bambaşka bir gelişim çizgisi izlemiş ve sonunda diğerlerinden ayrılarak oldukça farklı ve özgün bir konuma gelmiştir. Her şeyden önce, TMP’ın ana kaynak değeri, Türk Ulusu için büyük anlam taşıyan 1915 Çanakkale Deniz ve Kara Muharebeleri ile ilgili tarih/kültür mirasıdır.
Sonuç olarak; Gelibolu Yarımadası TMP barışa adanmak üzere Türkiye'nin ilk uluslararası fikir ve tasarım yarışmasına konu olmuş, kendine özgü bir yasaya sahip, kendine özgü bir alan yönetimi oluşturmuş ve yine kendine özgü bir planlama süreci, plan ve plan uygulama esaslarına sahip olan yegâne milli parkımızdır.
Kaynaklar:
- Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı,
- Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Arşivi.
--------------------------------------------------------------------------------
* Orman Mühendisi – 4460, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Milli Parklar Dairesi Başkanlığı, Proje ve Uygulama Şube Müdürü.
Hüseyin AYTAÇ*
|